B1 · Sekiz sözcük açıklamasıyla Fransızca metin
Onze heures à la caisse
À onze heures, Malik attendait à la caisse1 du supermarché. Devant lui, une dame aux cheveux gris rangeait lentement ses achats sur le tapis. « Elle a sûrement toute la matinée », pensait-il. Il regardait son portable toutes les trente secondes. Adèle, la dame, croyait qu’il échangeait des messages avec ses amis et manquait de patience2.
Soudain, la caissière a annoncé qu’elle devait changer le rouleau de papier3 de son imprimante. Malik a poussé un soupir. Adèle s’est retournée : « Vous avez un rendez-vous4 ? » Il a expliqué que le bus pour l’école de sa fille passait dans douze minutes. Il venait de terminer son travail de nuit dans un entrepôt.
Adèle a montré sa montre. Elle aussi surveillait l’heure : elle conduisait le véhicule de la bibliothèque vers trois villages chaque mercredi. Les livres attendaient déjà dans le coffre. « Je suis à la retraite5, mais mes mercredis sont bien remplis ! » a-t-elle plaisanté. Malik a souri. Il avait imaginé une journée bien différente.
Ils ont comparé leurs horaires6. Malik dormait l’après-midi ; Adèle préparait sa tournée le mardi soir. Quand la caisse a enfin redémarré, elle lui a proposé de passer devant7. Il n’avait que du pain et des pommes. « Merci. Et bonne tournée ! » a-t-il répondu. Adèle lui a souhaité un bon repos. Ils étaient encore des inconnus, mais leurs premières impressions8 avaient changé.
Türkçe oku
Saat on birde Malik market kasasında bekliyordu. Önündeki kır saçlı kadın alışverişini yavaşça banda koyuyordu. “Herhâlde bütün sabahı boş,” diye düşündü. Her otuz saniyede bir telefonuna bakıyordu. Kadın, yani Adèle, onun arkadaşlarıyla mesajlaştığını ve sabırsız olduğunu düşünüyordu.
Birden kasiyer yazıcının kâğıt rulosunu değiştirmesi gerektiğini söyledi. Malik iç çekti. Adèle döndü: “Randevunuz mu var?” Malik kızının okuluna giden otobüsün on iki dakika sonra geleceğini açıkladı. Depodaki gece vardiyasını yeni bitirmişti.
Adèle saatini gösterdi. O da zamanı kolluyordu: her çarşamba kütüphane aracını üç köye götürüyordu. Kitaplar bagajda hazırdı. “Emekliyim ama çarşambalarım yoğun!” diye şaka yaptı. Malik gülümsedi. Çok farklı bir gün hayal etmişti.
Programlarını karşılaştırdılar. Malik öğleden sonra uyuyordu; Adèle salı akşamları turunu hazırlıyordu. Kasa sonunda yeniden çalışınca Adèle onun öne geçmesini teklif etti. Malik’in yalnızca ekmeği ve elmaları vardı. “Teşekkürler. İyi yolculuklar!” dedi. Adèle ona iyi dinlenmeler diledi. Hâlâ yabancıydılar ama ilk izlenimleri değişmişti.
