Ne zaman, kısa bir bekleyiş mi, ne kadar süre mi?
1 · Un moment · bir zaman veya bir süre
Bir durum, dönem veya deneyim için kullan.
| en ce moment | şu sıralar; bugünlerde |
| pour le moment | şimdilik |
| à ce moment-là | o anda |
C’est le bon moment pour appeler.Aramak için doğru zaman.
Nous avons passé un bon moment.Güzel vakit geçirdik.
2 · Un instant · kısa bir aralık
Kısa bir duraklama, belirli bir an veya az önce olmuş bir şey.
| pour l’instant | şimdilik |
| à cet instant | tam o anda |
Un instant, je vérifie.Bir dakika, bakayım.
Elle vient de partir à l’instant.Az önce çıktı.
3 · Une durée · süre
Dişil sıfat kullan; belirtilen süreden önce de getir.
| la durée du trajet | yolculuk süresi |
| une durée de vingt minutes | yirmi dakikalık bir süre |
La durée du spectacle est de deux heures.Gösteri iki saat sürüyor.
C’est une pause de courte durée.Kısa bir mola.
