Boşluk doldurma

Déjà, jamais veya pas encore? plus-que-parfait boşluk doldurma

Léa’nın ilk gece treni yolculuğunu izle. Başvuru tablosu ve çeviri eşliğinde sekiz boşluklu öyküde “zaten”, “hiç”, “henüz” ve “yine” anlamlarını seç.

Kısaca

Déjà, “zaten” demektir; ne… jamais, “hiç”; ne… pas encore ise anlattığın geçmiş anda “henüz değil” anlamına gelir. Bu kısa zarfları yardımcı fiille ortaç arasına koy: elle avait déjà réservé, elle n’avait jamais voyagé, elle n’avait pas encore payé.

Sarı akılda tutulacak fikirBlue öğrenilecek Fransızca

Bir kadın Fransa’da gece treni kompartımanına yerleşiyor; pencere kenarında valiz ve sade, kapalı bir defter, dışarıda akşam göğü var; yazı veya ekran görünmüyor.
Léa n’avait jamais voyagé dans un train de nuit. İllüstrasyon: Atelier
Önce incele: dört anlam
AnlamFransızcaGeçmişteki o anda
çoktanElle avait déjà répondu.Yanıtı tamamlanmıştı.
aslaElle n’avait jamais répondu.İlgili önceki dönemde hiç yanıt verilmemişti.
henüz değilElle n’avait pas encore répondu.Yanıtı hâlâ bekleniyordu.
yineElle avait encore oublié.Bir kez daha unutmuştu.

Zaman, geçmişteki bakış noktasını verir; zarf ayrıntı ekler. j’ai déjà réservé (şimdiden geriye bakış) ile j’avais déjà réservé (geçmişteki bir andan geriye bakış) biçimlerini karşılaştır. Öyküde rezervasyona, ödemeye ve önceki deneyimlere Léa’nın trene bindiği akşamdan bakılır.

Léa’nın yolculuğundaki dört nesne

déjà, jamais ve pas encore, plus-que-parfait ile nasıl kullanılır?

Fiil grupları verilmiş; zarfa odaklan. Yazılı olumsuz yardımcı fiilden sonra jamais yaz. “Henüz değil” anlamındaki iki boşluğa pas encore grubunun tamamını gir. Bekleyen bir eylem daha sonra gerçekleşebilir; sonraki cümleler Léa’nın sonunda hangi eylemleri tamamladığını söyler.

Une première nuit en train

Vendredi soir, Léa est montée dans le train de nuit pour Marseille. Elle avait (çoktan) réservé sa place le lundi précédent. Elle avait (çoktan) payé son billet en ligne. Elle n’avait (asla) voyagé dans un train de nuit : c’était sa première fois.

Avant le départ, elle a appelé sa sœur. À ce moment-là, elle n’avait (henüz değil) trouvé sa place. Quelques minutes plus tard, elle s’est assise près de la fenêtre. Elle a posé sa valise et ouvert son carnet. Elle avait (çoktan) noté l’adresse de son amie à Marseille.

Elle a voulu envoyer un message, mais elle avait (yine) oublié de charger son téléphone. Cela lui arrivait souvent ! Elle a alors branché son chargeur. À vingt-deux heures, elle n’avait (henüz değil) réglé son réveil. Elle l’a réglé pour six heures, puis elle s’est couchée. Avant cette nuit-là, elle n’avait (asla) dormi dans un train.

Türkçe oku

Cuma akşamı Léa, Marseille’ye giden gece trenine bindi. Koltuğunu önceki pazartesi zaten ayırtmıştı. Biletini internetten zaten ödemişti. Daha önce hiç gece treniyle yolculuk etmemişti: bu ilk seferiydi.

Hareketten önce kız kardeşini aradı. O anda henüz yerini bulmamıştı. Birkaç dakika sonra pencere kenarına oturdu. Valizini bıraktı ve defterini açtı. Arkadaşının Marseille’deki adresini önceden yazmıştı.

Mesaj göndermek istedi ama telefonunu şarj etmeyi yine unutmuştu. Bu onun başına sık gelirdi! Sonra şarj cihazını taktı. Saat onda henüz alarmını kurmamıştı. Altıya kurdu, sonra yattı. O geceden önce trende hiç uyumamıştı.