Prévoir / prédire · dört kalıp
1 · Bir şey planlamak: prévoir
Konuşan kişi bir şeyi plana ekler.
| prévoir de + infinitif | bir şeyi yapmayı planlamak |
| C’est prévu. | Planlandı / halledildi. |
Nous prévoyons une pause à quinze heures.Saat üçte mola planlıyoruz.
Le départ est prévu pour lundi.Hareket pazartesi için planlandı.
2 · Bir ihtiyaca pay ayırmak: prévoir
Zaman, alan veya kaynak ayrılır.
Prévoyez une heure pour la visite.Ziyaret için bir saat ayır.
J’ai prévu assez de temps pour relire mon texte.Metnimi yeniden okumak için yeterince zaman ayırdım.
3 · Bir olayı öngörmek: prévoir
Konuşan kişi bir şey bekler ve buna hazırlanabilir.
Elle prévoit un retard à cause des travaux.Yol çalışmaları nedeniyle gecikme bekliyor.
Ce changement n’était pas prévu.Bu değişiklik beklenmiyordu.
4 · Tahmin belirtmek: prédire
Bir kişi ne olacağına inandığını söyler.
| une prédiction | bir tahmin |
| une prévision | bir öngörü / projeksiyon |
Malik prédit la victoire de son équipe.Malik, takımının kazanacağını tahmin ediyor.
Personne ne peut prédire l’avenir avec certitude.Kimse geleceği kesin olarak tahmin edemez.
